Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in
Gel Seni Özlüyorum...
Geçmiyor zaman...
Oysa yanımdaysan nasıl da doluyor boşlukları anlamsızlıklarımın...
Yetiremiyoruz...Saniyeler,dakikalar,saatler ve günler...
Nasıl da akıyor.
Ama yoksun diye durdu şimdi zaman.
Şimdi sen girsen odaya...Sana sarılsam,sarılsam,sarılsam.Ve o anda dursa ya
dünya...Neden sen yokken duruyor ya?
Yalnız kıyılarımda sessizce bekleyiş gemilerimi yüzdürüyorum...Az kaldı
diyorum.Sabret diyorum içimdeki bekleyen aşığa...Acı çekme o da seninle
yokluğunda bile...
Özlemek...
İlk defa bu kadar sevdim özlemeyi,ve ilk defa bu kadar nefret ettim
özlemekten.Yollara hiç bu kadar sövmemişti yüreğim,canım acımamıştı kimsenin
yokluğunda bu derece.Ve bekletemedi zaman bile beni böyle...Uzaklıklar
gerçekten sevenleri ayıramıyormuş öğrendik birlikte ama gözlerim her yerde seni
arıyor.
Delirmeye bu derece yaklaşmamıştım
ben "Deliyim ben"
diye gezdiğim hiçbir anımda.
Gurur!
Gurur da neyin nesi?Hayatımda en yakınımdakiler için bile vazgeçmemiştim ben
gururumdan.Şimdi aşkıma dair içinde gurur geçen tek duygum aşkımla gurur
duymamdır herhalde...
Güven
Ne zaman ki çıkageldin bana soru işaretlerimi gömdüm ben.Endişelerim sana
yönelik değildi.Güvensizlikler yüzdürdüğüm bireysel alanlarımın suyu
çekildi.Şimdi bir tek sana güveniyorum derinliklerde.Oysa tek kişiye güvenmek
de hatadır belki de...Güvenim sana dair sadece...Benim güvenim sensin.Benim
güvenim bu aşk...Yaşamak için sebebimsin...
Hayat
İşte o sensin!Hayatımsın...
VE SEVMEK!!!
Öyle bir şeylerin hoşuna gitmesi değil bu.Sevmek nankörce olmaz öyle herkesin
sandığı gibi...Gerçek sevgi koşulsuz sevdiğinde çıkageliyor...Neden sevdiğini
bilmeden seviyorsun...
Ben seni bir şeylere rağmen değil ben seni rağmensiz seviyorum. ...Ruhumsun
çünkü...Seninle sıcak ve canlıyım.Sensiz bir morga yakışıyor bu beden ve uçmaya
varacak gibi her an bu ruh...
Özlüyorum...
Uyumak uzak kalıyor artık bana...Hem hiçbir şey yapmıyor hem çok şey
yapıyorum...Aldığım her nefesle seni yaşıyorum ve seni özlüyorum...
Nasıl oldu da anlamım oldun benim?
Aşk anlamlandırmak mıdır anlamsızlıkları?
Hadi gel artık...
Sarılayım sana
Öpeyim
Gözlerinin en derininde kaybolup
Tebessümünle kendime döneyim...
Gel artık
Çünkü bitmez bu özlem
Ben seni,seninleyken de özlüyorum
Gel,
Seni seviyorum... SENİ SEVİYORUM!...
Eğer bir gün bir yazı yazarsam, içinde umut olacak.
Herkese umut aşılayacak.
Karamsarlar iyimser hale gelecek.
Herkes yarına umut dolu gözlerle bakacak.
Yazımda, hayaller olacak.
Herkese bir hayal vaad ediyorum.
Herkes istediği kadar düş kurabilecek.
Kimse, kurduğu düşten, gördüğü rüyadan sorumlu tutulamayacak.
Kimse hayalkırıklığına uğramayacak, uğrayanların hayalleri alçıya alınacak.
Yazı yazdığım zaman, herkes içinde kendinden bir parça bulacak.
Herkes bir parça bulduğu halde kimse parçasız kalmayacak.
Yazım herkese yetecek. Hatta artacak bile.
İçiniz sevinçle dolacak.
Zaten sevinç dolu olan yürekler taşacak.
Sokaklarda sevinç selleri olacak.
Bodrum katta oturanlar sevince boğulacak.
Sevgi dolu bir yazı bulacaksınız.
Sevgiye doyacaksınız. Bir hafta sevgisiz idare edebileceksiniz.
Vaad ediyorum, dostça bir yazı okuyacaksınız.
Dostluğa dair ne biliyorsanız bu yazıda bulacaksınız.
Kesip saklamaya, satırlarının altı çizilmeye, fotokopi makinesinde çoğaltmaya müsait olacak.
Anlam yüklü bir yazı olacak.
Anlamın ağırlığı bileklerinizi yoracak.
Ama kafa karıştırıcı olmayacak, herkes anlayacak.
Ciddi bir yazı olacak ama suratınızı astırmayacak.
Uzun bir yazı olacak ama usandırmayacak.
Özgürlükçü bir yazı olacak, ama içinde hiç 'ama' olmayacak.
Katılımcı bir yazı olacak.
Boşlukları okuyucu dolduracak.
Doldurulan her boşluk karşılığı özgüven aşısı bedava dağıtılacak.
Kısa bir yazı olacak, ama iki ucundan çekip uzatılabilecek.
Ancak, her tarafa çekilemeyecek.
Günün her saatinde ve her ruh halinde okunabilecek.
Aç karnına, tok karnına fark etmeyecek.
Sonuna 'karın doyurmaz' eklenen herşeye karşı, (sevgi, umut, özgürlük, iman) tatmin edici bir yazı olacak.
Vaad ediyorum, eğer bir gün yazarsam böyle bir yazı olacak. --------------------------------- Sonunda yazdım...
Nice kâğıtlar yırtıp attım.
Nice mürekkepler tükettim.
Dirsekler çürüttüm, kafa yordum.
Bir ucundan bir ucuna gidip geldim odanın, yollar aşındırdım.
Beynimin kıvrımlarında yol aldım, yoruldum.
Bardak bardak çaylar bitti, başlar ağrıdı, gözler ağırlaştı.
Sonunda yazdım...
Bütün yarım bırakılmış, devamı getirilememiş müsveddeleri imha ettim.
Bütün eksik cümleleri, tamamlanamamış sözleri, her hangi bir bütünlüğe
erememiş düşünce kümelerini, ispata varamamış yargılamaları, sonuna
ulaşamamış yolculukları attım.
Sonunda yazdım...
Bir yanda uykusuzluklar, bir yanda kirli çay bardakları, aşınmış yollar, buruşturulmuş müsveddeler, dağınık düşünceler...
Ve hepsinin yanında bitmiş bir yazı...
Sonunda yazdım...
Anlayarak bazan.
Bazan anlayamayarak.
Hissederek kimi zaman, kimi zamansa hissedemeyerek.
Düşünerek, düşüncesizlik ederek, düşünemeyerek.
Sonunda yazdım...
Sonunda bir anlam, sonunda farklı bir söz, nerden bulduğumu benim bile bilemeyeceğim cümleler buldum.
Sonunda yazdım...
Bardaktan boşalırcasına, durup durup vururcasına, savaşırcasına, beyaz
bayrak asarcasına, uykudan uyanırcasına, huzur içinde uyurcasına...
Sonunda yazdım...
Kesip saklayasın diye...
Kesip saklanası bir yazı olsun diye...
Üzerinde düşünesin, ya da -canın sağolsun- önemsemeyesin diye...
İçinde, üstünde, altında, sağında, solunda, yanında kendini bulasın diye...
"Halet-i ruhiyeme uygun geldi" diyesin diye...
Sonunda yazdım...
Öyle gerektiği için değil.
"Neden yazmıyorsun?" diye sormaman için değil.
Yazmazsam rahatsız olacağımı bildiğim için, dıştan değil, içten mecbur kaldığım için...
Sonunda yazdım.
Her şeyin sonunda yazdım
Ve yazıldım...
Sonunda Yazdım Ve Yazıldım...
Kime'mi Yazıldım...??? Tabiki Sevdiğime Ve sevildiğime İnandığıma Yazıldım..
Geçerdi Hep Geçerdi hep Pırıltılı kanunlar Neves gecelerden İhtimal buhranlı gecelerdi hep Yüreğinde yalnızlığın tortusu Vazoda yaseminler Ufukta yağmur kuşları Çözülmez bilmecelerdi hep Ansızın dalar Bir yorgunluğa uyanırdın Güneş çekilmiştir bahçelerden Lambalar çok erken yanmış Aldatılmak korkusu Sık sık bozulan yeminler Enfarktüs kuşkuları Sinsi bir kederdi hep Zaman zaman düşündüğün Aklına geldikçe güldüğün Şan şeref ve ün Beyhude şeylerdi hep
Ne Olur...
Sen istediğin kadar şiir yaz, Elinden düşmesin, kırık saz, Bunlar şiir değil, niyaz niyaz, Sen istediğin kadar şiir yaz.
Şiir yazsan ne olur, ne olur, Sanki, derdine çaremi olur, Gözyaşların sel olur sel olur, Bunlar şiir değil, niyaz niyaz...