February 19
N€ iLKTiN nEdE SoNdUn...Şu SaHTe HaYaTıMDa SaDeCe KüÇüK BiR OyuNduN...SeVGiYLe BaŞLaDıN,NeFReTLe SoN BuLDuN...ÜzGüNüM CaNıM AmAaAaAa ÇoKtAn uNuTuLDuN...
AŞK YEMİNİ KUTSALDIR bilsende bilmesende Gün Gelir Belki Aşk Biter ama Sakın unutma Aşk Yemini Kutsaldır,Ne Aşkın kanunu Yazılır Yeniden NeDe Aşkı Arayan Adamın Kanun Yazacak Hali Kalır.AŞK Biter Geriye Sadece Bir çift söz kalır; Seven ve Terkeden...Terkeden hemen birini bulur kendine,unutur yeminini.Sevense Yığılır Kalır öylece, Aşkına mı yansın Derdine mi...Aşk adamı yakar kül eder Kafan dumanlı olur tüterde tüter Hem yanarsın dumanı Tüter hemde Yarin Kokusu burnunda tüter.Terkeden pişman olur Geri döner SENİN GİBİSİNİ BULAMADIM DER dertliyim soran yok dermanımı okuyan yok gözümdeki aşkı,fermanımı.......Bilirsin o gözler bir baktı senin canını aldı...yüreğin yanar bir çare olursun yoluna ölürsün istersin bir daha alsın canını Ama ya GİDERSE...KaRa KaRa düşünürsün o bir yalancı diye..için deli gibi onu ister ama o başkasını sevdi bilirsin yürümez artq sevsede sevmesede işte AŞK YEMİNİ böyledir çarpar adamı seven bir yana gider terkeden bir yana...ama sakın unutma AŞK YEMİNİ KUTSALDIR BİLSENDE BİLMESENDE...
BİRAZDA ÇAYLARIMIZI YUDUMLARKEN KENDİ KALEMİMDEN OKUCANIZ MAKALE YAZILARI
|
BİRAZDA ÇAYLARIMIZI YUDUMLARKEN OKUYACAĞIMIZ MAKALELER BUYRUN BENİM ÖZEL KALEMİMDEN
Çaba gerektiren sevgiler
kimin sizi ne kadar sevdiğini öğrenmek isterseneiz kendi adınızı ve istediğiniz birinin adınız yazın ve öğrenin yorum yazmayı unutmayın bannerimi almadan gitmeyin
Sevgiyi bazan aramadan buluyoruz, bize yaşamak için güç veriyor.Bir de çabalarımız sonucu bulduğumuz sevgiler var, onların yüreğimizde müstesna yeri olduğunu, onlara ve onları bize hediye eden insanlara daha çok değer vermemiz gerektiğini anlıyor, farkediyoruz. Siz kendi halinizde yaşayıp giderken bir gün bir yazı okuyorsunuz, hasbelkader tanıştığınız biriyle insana ve Yaratana dair birşeyler konuşuyorsunuz ve bir süre sonra bakıyorsunuz ku, hayatınızın akışı değişmiş. Yeni kelimeler öğreniyorsunuz mesela; biz makalenin ne demek olduğunu biliyorduk da, ’Makalat’ın makaleler anlamına geldiğini ve böyle bir kitabı okuduğumuzda gönlüüzde devrimlerin olacağını, yıkılmış olanların onarılacağını, yeni tohumlar ekeceğimizi, yeni duyuşları sulayıp büyüteceğimizi, kamil insan olmak için fikrimizi, kalbimizi, elimizi yoracağımızı hiç tahmin etmezdik. Bir kere bize yeryüzünde kamil insan olmak için yaşadığımızı, yaşamamız gerektiğini ima edenler olmuştu. Fakat Yunus Emre gibiler olmasaydı insanın özünün ne kadar değerli, Allah’a ne kadar yakın olduğunu, insanların aslında bunu bilmek ve bildirmek için yaşadıklarını nasıl öğrenecekti? Erenler, arifler, veliler, Yunus Emreler, bugün de, Yunus gibi, Mevlana gibi olanlar önce kendi sevgilerini veriyorlar. Onlar bizi sevince biz de onları seviyoruz, sonra bakıyoruz ki biz aslında Hakkı sevmişiz. Çünkü onların aynasından Rabbimizin güzel isimlerini seyretmişiz. İşte bunlar üzerinde çaba sarfedilen sevgilerdir ve daha değerlidirler. Bir insanın halinde Hakkı görebilmek göz ister, idrak ister, birikim ister, görülen bu hal insanı etkiler, kendine çeker, çünkü insan özünü aramaktadır ve ona özünü hatırlatan her güzellik değerlidir. Kamil insan da bizi çeken onun halinde bulduğumuz "Haktan bir iz"dir. Budur bizi aşık eden, belki serden geçiren. Bir de "kamil insana benzeyebilmek" meselesi var. "Nerede, nasıl, neye göre davranacağız" bize ne çok yaraşanı nasıl seçip alacağız, bu soru çok önemsediğimiz bir soru. Bize verilen akılla, idrakle, duygularımızla nasıl en güzeli bulacağız, eksik yönlerimizi nasıl tamamlayacağız, aşırılıklarımızı nasıl gidereceğiz, nasıl "denge" kuracağız? Kamil insanlara duyduğumuz sevgi, onlarla yaptığımız duygu ve fikir alışverişi bunun için yeterli olacaktır.
Yalnızlık paylaşılır
Gece... Aydınlık yıldızların süslediği kara yalnızlık. Gecelerin emzirdiği, besleyip büyüttüğü kimi zaman aradığımız, kimi zaman katlanmak zorunda kaldığımız yalnızlık... Ancak sadece yalnızken duyabileceğimiz hisler vardır, ancak yalnızken dolaşabileceğimiz hüzün bahçeleri... Ve yalnızlığın rüzgarı savururken bizi, bize arkadaşlık eden hazan yaprakları, aslında onlar da yarım kalmış anılardır... Ne kopmak isterim, ne içinde kalmak yalnızlığımın, her ikisinin de kıymetli olduğunu bilirim. Fakat gönlüm yalnızlığın sürmeli gözlerine tutkun, öyle deruni bir bakış beni kendiliğimin yalnızlığına çağırıyor. Kendimi dinliyorum, beynimin içinden hatıralar geçiyor, yine mutfaktayım. Mutfak perdesinde koyu pembe güller, her biri yalnız kendi masalını okuyor. Bir bardağa ıslanmış nergisler, bu kendini beğendiğini söyleyen çiçekler baktıkça yalnızlığıma yalnızlık katıyor. Gördüğüm nesneler ve mutfağın atmosferi sanki bir manayı bütünlüyor, evet bana şimdi en çok yalnızlık yaraşıyor, isyanım yok. Takdir–i İlahi başımızın gözümüzün üstünde. Kabirdeki yalnızlık üstüne ne demeli? Ölüm, fikrimizde hergün kendini yeniliyor, insan yalnız doğduğu gibi, evet yine yalnız ölüyor. Her gece ölüyorum yalnızlığın kara, sürmeli gözlerinde. Bu bakış içimde yangınlar körüklüyor, yalnızlığımın sevilesi bir şey olduğunu anlıyorum. “Yalnızlık paylaşılmaz”mış üç paragraf oldu yalnızlığı anlatıyoruz, paylaşamayan var mı Allah aşkına? Şimdi sürmeli gözler bana birini çağrıştırıyor, yalnızlığın koyusunda, sanki Yusuf’un kuyusunda O Rahmet Peygamberini anmak ne güzel. Sadece yalnızken onu hakkıyla hatırlayabiliyorsam o zaman yalnızlık da güzel. Zaten Allah (cc) hiç bir şeyi boşuna yaratmamıştır ki, her şeye anlamını vermiştir, herşey yerli yerincedir, yalnızlık da, hüzün de, bazan gariplik de. Hastalık da yerli yerincedir, aşk yerli yerince... Şu karşımda duran tuzluk, içinde kendince yalnız binlerce tuz tanesiyle kalabalıklar içindeki yalnızlığı anlatıyor. Yalnızlık bu gece her nesnede kendini gösteriyor. Şükür ki yalnızlık var; “Allah’a mahsustur” denir fakat bazı gerçekleri hakkıyla anlayabilmek ve kıymet bilebilmek için bazan yalnızlık gereklidir. İşte gecenin bütün yalnızlığını paylaştık sizinle, Allah (cc) sevdiklerinden seçtiklerinden ayırmasın.
|
February 14 şiir
ÜÇÜNCÜ ŞAHSIN ŞİİRİ
gözlerim gözlerine değince
felaketim olurdu, ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
çöp gibi bir oğlan, ipince
hayırsızın biriydi fikrimce
ne vakit karşımda görsem
öldüreceğimden korkardım
feleketim olurdu, ağlardım...
ne vakit maçka'dan geçsem
limanda hep gemiler olurdu
ağaçlar kuş gibi gülerdi
bir rüzgar aklımı alırdı
sessizce bir cigara yakardın
parmaklarımın ucunu yakardın
kirpiklerini eğerdin, bakardın
üşürdüm, içim üperirdi
felaketim olurdu, ağlardım
akşamlar bir roman gibi biterdi
jezabel kan içinde ağlardı
limandan bir gemi giderdi
sen kalkıp ona giderdin
sabaha kadar kalırdın
hayırsızın biriydi fikrimce
güldü mü cenazeye benzerdi
hele seni kollarına aldı mı
felaketim olurdu ağlardım!...
atilla ilhan
|